“Neden hep yollar uzun ve incedir? Sadece uzun ve incede değil, aynı zamanda çetin ve zor!!!”
İnsanoğlu hayatı boyunca zorluklardan bahseder ve adil olanı, hak ettiğine ulaşacağını düşünür. Bu isteklerine ulaşmak içinse gidilecek, yapılacak kavga, yol hep uzun ve ince hatta çetin ve serttir.
Tamam zor olanın, zor ve uğraşlarla elde edilenin tadı, kalıcılığı ve değeri daha fazla olur da insanoğlu bunu elde edince acaba durur mu? Neyse konumuz bu değildi.
Hiç yolun başında iken sonunda varılmak istenen noktayı elde etmiş insanlarla tanışmadım,tanışamadım. Şayet tanışsaydım soracağım sorular vardı. Bir kısmının cevabını bildiğim,bir kısmının cevabını tahmin ettiğim ve bir kısmının ise hiç bilmediğim.
Düşünsene bir kere, süreç mutlu bir hayat istemekse ve bunun için bir yol ilerliyorsun,en azından bunun olacağını düşünüyorsun ve birden senin dışında bir güç bu sürece dahil oluyor. O zor çetin kısmını hallediyor, sana sadece yürümek kalıyor. Bu örneği genelleyip çoğaltabiliriz de; bir ev, bir araba sahibi olmak; iyi bir okulda öğrenim görmek, güzel bir tatil yapmak , başka ülkeler görmek, iyi bir eş… listeyi uzatabiliriz.
Ancak öyle bir şey çıkıyor ki karşımıza Kutsal kitaplarda dahil, bütün huzura ve mutluluğa (iyiliğe) giden yollar zor ve çatin. “iyiliğin kapısı kötülüğünkinden çok küçüktür” sanırım incilden di. İncil değiştirilmiş bile olsa içinde bulunanlar Kuran-ı Kerim ve diğer kutsal kitapların gösterdiği yollara paralel ve bazen aynı. Örnekler farklıda olsa evet…
Doğmatik düşünce bunu gösterirken,bilimsellikte onu desteklemektedir. Bilim insanları her süreç sonunda “uzun ve zor çalışmalardan sonra…” şeklinde başlıyan cümleler kuruyorlar. Bu bilimin her dalında ve çalışmasında böyle. Doktorlar,mühendisler,zoologlar vb…
Günlük hayatta dahi, insanlar için zor olan anlaşabileceği birini bulmak. Zor olanı başardığını sandığı anda beraber yaşamak,beraber bir çocukla yaşamak fikri bu kez geçilmesi gereken zor yol olarak görüyor. Zor yolları daha zorlu kıldığımız zamanlarda oluyor tabi ki…
Acaba bize sunulan her şey aslında gerçeği saklanması mı? Yani bir kandırmaca mı? Gerçek herkes için değişiyor, algılar değişiyor, yorumlar değişiyor. O vakit gerçeğin yalan olduğunu söyliyebiliriz. Beklide gerçek…?
“umut et, sabır et, hoşgörülü ol; mutluluk yakındır”
Umut et: böylece yaşamak için bir nedenin olur
Sabır et: böylece sana yapılanlara duyarsızlaşırsın
Hoşgörülü ol: böylece sana, senin bildiğini bile bile aynı şeyleri bir daha yapabilsinler
Mutluluk: kimin mutluluğu…?
Salt doğru olmayınca mutluluk kavramı, anlamsız içi boş bir kelime gibi düşüyor önümüze!!!
Vatikan günahları değiştirmiş (güncellemiş)!!! Müslümanlar durmadan eğriliyor!!! Yahudilerin durumu ortada; 80 yıl önce zülm görenler,80 yıl sonra gördükleri zülmin misli misli fazlasını kendi çocuklarıyla başkalarına yapıyorlar.
Bu gücü kim nerden buluyor? Bu uzun ince yol neden önümüzde? Neden bana durmadan ümit empoze adiliyor? Neden ben öğrencilerime dünyanın battığını değilde,bir toplu iğne başı kadar olan umudu anlatıyorum ve onların kör olarak yetişmesini sağlıyorum!!!
Salt doğru yok demiştim, halbuki bu bile kendisiyle çelişiyor. ÖLÜM!!! Ne kadar saf ve soğuk…
Ümit edecek tek gerçek var hayatta o da soğuk bir espiri gibi çıkıyor karşımıza…
Yollar hiç kısalmıyacak, hiç kimse mutlu olamıyacak, hep bir soru , bir sorun, bir ihtiyaç olacak. Kesin olansa….!!!
E.B.