Anne-Babaya Ebeveynlik Etmek

Hayatın en sessiz geçişlerinden biri, anne babanla rol değiştirdiğin andır. Bir gün fark edersin: Artık onlar senin ayak uydurduğun kişiler değil, senin ayak uydurduğun değil de senin kararlarını bekleyen kişilerdir. Telefonlarının kapanması, ilaç saatleri, doktor randevuları… Bunların hepsi bir zamanlar onların dilinde konuşulurdu; şimdi aynı kelimeler senin ağzından çıkıyor. “İlaçlarını aldın mı?” diye soruyorsun; o soruyu sana soran, şimdi cevap veren tarafa geçmiş.

Ebeveynlik etmek, bir büyüğe çocuk muamelesi yapmak değildir; onun onurunu zedelemeden, onun yanında olmaktır. Anne baban büyümüştür ama senin çocuğun değildir; sen de onun çocuğusun hâlâ. O yüzden bu rol değişimi, bir güç devri değil, bir dikkat devridir. Onlar bir ömür seninle ilgilendi; şimdi sıra sende. Ama bu sefer işin zordur; çünkü onlar, bir ömür boyu seninle ilgilenmeye alışmış, senin ilgini istemeye alışmamıştır. İsteklerini söylemeyi bilmezler; “bir şey yok” derler, yorulduklarında bile. Sen de öğrenirsin: Onların “bir şey yok”u, aslında bir şeyler var demektir.

İnsan, anne babasına ebeveynlik ederken en çok kendi çocukluğuyla yüzleşir. Onların sana anlattığı masalları, artık sen anlatırsın; ama bu sefer masalın sonunu bilirsin. O masallarda hep iyiler kazanır, hep mutlu son vardır; şimdi gerçek hayatta, masalların arkasında kalan yorgunluğu görürsün. Onları yalnız bırakmamak, her hafta aramak, evlerinin kapısını çalmak; bunlar büyük işler gibi görünür ama aslında küçük adımlardır. Ve o küçük adımların içinde, bir ömür boyu sana verdiklerinin yüzde birini bile geri ödeyemeyeceğini anlarsın; yine de ödemeye çalışırsın. Çünkü ödeme değildir bu; sevgidir.

Zamanla insan, bu rol değişiminin aslında bir veda provası olduğunu fark eder. Onların ellerini tutmak, bir gün tutamayacağın o elleri şimdiden hatırlamaktır. Bunu düşünmek ağır gelir; insan, o düşünceden kaçar, kaçtıkça da daha çok yaklaşır onlara. Belki de ebeveynliğin en güzel yanı, o vedaya hazırlanmaktır; ama öyle bir hazırlık yoktur ki o gün gelince rahat etsin. Yine de insan, yapabildiği kadar yapar; bir çorba pişirir, bir telefon açar, bir yalnızlığı böler. Ve bir gün, anne babasına ebeveynlik ettiği o günlerde, aslında en çok kendi içindeki çocuğu büyüttüğünü anlar; o çocuk, onların verdiği sevgiyle büyümüş, şimdi onlara o sevgiyi geri veriyordur. Belki de hayatın döngüsü, tam da budur: Büyüyen çocuk, bir gün büyütenin ebeveyni olur; ama o değişim, asla bir kopuş değil, bir devamdır.

E.B.

Yorum Yap