Ne zaman gençliği düşünsem, içimde kapanmamış bir şeylerin izini buluyorum. O yıllarda kurduğum hayaller vardı; ben onları kurarken hayaller de bana bakıyordu, ikimiz de geleceğin büyük olduğuna inanıyorduk. Sonra bir şey oldu; büyük bir şey değil, tam aksine küçük şeyler birikti. Önce bir erteledi, sonra bir vazgeçti, sonra bir başka hayal kurdu, o da yarım kaldı. Hayallerimden hiçbiri büyük bir patlamayla ölmedi; hepsi usulca, kimseye haber vermeden, bir gece içimden çekip gitti.
Kırgınlığım, hayallere değil; onları yarım bırakmak zorunda kalışıma. Kimse bana “hayal kurma” demedi; hayat, bana “o hayal için vaktin yok” dedi. İş vardı, sorumluluk vardı, “biraz sonra” vardı; o biraz sonra hiç gelmedi. Şimdi geriye dönüp baktığımda, yarım kalan her hayalin yerinde küçük bir boşluk görüyorum; o boşlukların hiçbiri dolmadı, belki de hiç dolmayacak. İnsan, hayallerini kaybetmenin değil; onları kaybettiğini fark etmenin acısını taşıyor. Kaybetmek bir anda olur; fark etmek yıllar sürer.
Bazen düşünüyorum, o hayallerin birine dönseydim ne olurdu? Belki geç kalınmıştı, belki değil. Ama insan geç kaldığını, o hayalin kapısına dayanıp kimsenin açmadığını görünce anlıyor. O kapı bir kez kapanınca, onu tekrar çalmak da cesaret istiyor; o cesareti içimde bulamıyorum. Şimdi o hayallere, uzaktan, eski bir arkadaşa bakar gibi bakıyorum; gülümsüyorum ama içimde o gülümsemeye uymayan bir sancı var. Belki de yarım kalan hayaller, tamamlanmış hayallerden daha çok iz bırakıyor; çünkü tamamlananlar bitiyor, yarım kalanlar hep soru sormaya devam ediyor.
Ama bir yandan da biliyorum: O hayaller boşa kurulmadı. Yarım kaldılar ama beni ben yaptılar; o hayallerin içinde büyüdüm, onların gölgesinde olgunlaştım. Belki de hayallerin bazıları, tamamlanmak için değil; insana yol göstermek için vardır. Yine de kırgınım; o kırgınlık, gençliğimin yarım kalan o sayfalarında duruyor. Belki bir gün, o sayfalara dönüp boş satırları doldururum; belki de hiç dönmem. İkisinden de emin değilim; ama içimdeki o yarım kalmışlık hissi, hangi yolu seçersem seçeyim, bir süre daha peşimi bırakmayacak gibi.
E.B.