Bazen karanlık gerekli…

Bazen karanlık gerekli…

İçinde bulunulan bütün ışık kaynakları bir anlığına sönmeli; sönmeli ki kişi aydınlığın ne olduğunu anlasın, sönmeli ki güzellikler karanlıkta parlasın, ışıldasın, göz kamaştırsın.

İnsan içinde bulunduğu duruma çabuk alışır ve sahip olduğu değerleri anlamaz, anlamak kavramak istemez beklide.

Karanlık görmeden ışığı, soğuk görmeden sıcağı, yalnızlık çekmeden birlikteliği bile bilir mi insan? Her şeyin tersi var şu yaşanılan evrende, hatta yaşamın bile zıttı var!!!

Dünya üzerinde insan hayatı var olduğundan beri dünyanın başına pek çok şey geldi, gelmeye devam ediyor. Sebep hep aynı oldu insanoğlunun doyumsuzluğu, bencilliği. Yaşamış ve yaşayan hemen hemen bütün dinler, bütün düşünce akımları, yaşam felsefeleri hep insanın kendisini bilmesini, hayata elindekilere değer vermesinin öneminden bahsetmiş durmuşlardır. Bazıları aşırı sert iken bazıları ise olabildiğince geniş.  Ama insan hep bencilliği ile onları da kendine benzetmeyi başarmıştır. Biraz düşünmek yetecekken doğruları bulmaya, fakat insan bu ya yaradılışından gelen çelişkilerle kendine yontar her soru işaretinin kıvrımını, her kapıyı kendine açmak ister; hoşgörüden uzak durur ve özeleştiri yapmaz asla!! Asla dememek gerekli aslında. Yapar çünkü özeleştirisini fakat en sonunda her şey bittikten sonra ya da bitmeye çok az kalmışken. Pişman olur çoğu zaman seçtiği yoldan. Ancak yol aşılmış ve bitmiştir.

İnsan aydınlıkta ne kadar uzun kalırsa aydınlığı o kadar unutur!!!

Sahip olduklarımızı bilmeli anlamalıyız. Bunları anlamak öğrenmek için değerlerimizin ellerimizden gitmesine gerek yok! Karanlıkta kalmaya, kör olmaya, gerek yok!!!

E.B.

Yorum Yap