Gençken ölümsüzdük. Ölüm başkalarının işiydi, uzak bir haber, akşam haberlerinde geçen bir cümle… Bize dokunamazdı. Her gün yeniden başlardık, her yara tazeyken iyileşirdi, her yol bitmez sanılırdı. Yaşam, henüz sonu yazılmamış bir defterdi.
Sonra o his yavaşça söner; ilk cenazede, ilk ayrılıkta, ilk çatlakta. Anlarız ki ölümsüz olan bedenimiz değil, o inancımızdı. Ama ne garip, o his gittikçe bile geri gelir; bir bahar sabahı, bir çocuğun kahkahasında, bir şarkının nakaratında. Belki ölümsüzlük, yaşadığımızı en çok hissettiğimiz o anlardır.
E.B.