“Güzel olan herşey gelip geçici mi?” diye sormuştu bir zamanlar daha hayatının başında, belkide çok küçük bir şey için üzülürken ve gözleri yaşlı genç. Nasıl cevaplar vermişti acaba, neler duymuştu kulakları? “Yaşanacak daha çok şey var! sil gözünün yaşını, onlara daha çok ihtiyacın olacak inan.” bir kısmı bunlar mıydı?
kapıda birisi var.
…
kimse yoktu kapının önünde, sanırım yine sokaktan geçen çocukların oyununa geldim. yeni eğlenceleri de bu şu sıralar, apartmanda oturan herkesin zillerine basıp kaçmak! ne ümitlenmiştim oysaki, belki sesler yankılanacaktı bu dört duvarda, eskisi gibi gülen, tartışan ve ne olursa olsun paylaşan insanlar!!! hey gidi…
nerede kalmıştım…? acaba şimdi nerede neler yapıyordur? çok uzakta olmadığını biliyorum, şu meret (cep telefonu) icat olduğundan bugüne mesafelerin pek önemi kalmıyor, kalmadı da! ama o sıcaklık , o gözlerdeki canlılık olmayınca nasıl inanır ? yaşlılık olsa gerek. Gidenler hep giderken anılarınıda götürüyorlar, kalanlarsa artık ne kaldıysa…
…
“Daha çok yol aşacaksın şimdi kalk hazırlan, bugün yetişkinliğinin ilk günü kutlaman gerekli” sanırım bunlardı ağızından dökülen kelimeler, kulakların işittiği.
E.B.